(Dışardan bakınca)
Yöneticilerin serbest seçimlerle göreve gelip gittiği ülkelerde siyasi liderler makul/yasal süreler içinde yenilenir. Bu yöntem toplumlara/ekonomilere canlılık kazandırır ve sürekli gelişmenin yolunu açar. Kapalı rejimlerde ise bir şekilde başa geçmeyi başaran lider çevresine üşüşen dalkavuk ve haramzadeleri zaman içinde çoğaltarak koltuğuna çöreklenir/yapışır, zoru görmedikçe kımıldamaz. Bu da kurumları ve sosyal düzeni çürütür/kokuşturur, ekonomik kalkınmanın önünde set oluşturur.
Köklü, asır dide bir devlet geleneğinin mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti Gazi’nin önderliğindeki kurtuluş savaşımızla ölüm döşeğinden kalkıp küllerinden modern bir devlete dönüşürken uzun yılların/savaşların ve çekilen büyük acıların kazandırdığı tecrübeyle kesin tercihini yapmıştır. Kısaca her türlü dinsel bağnazlığa/buyurganlığa karşı laik ve bilime dayanan bir yönetim ve bireylerin baskı altında tutulmadığı “ifade özgürlüğüne” saygılı (bu temel ölçüte makul düzeyde uyulduğunda demokrasi denir) insani değerlerin korunduğu uygar bir toplum düzeni.
2017 Nisan’ında referandum kisvesi giydirilen hukuk dışı bir emrivaki[1] ile kurulan Sudan tipi Başkanlık Sistemi beş yılda Türkiye Cumhuriyeti’ne dünyada her alanda küme düşürdü. (Hamdossun henüz Sudan gibi ikiye bölünmedik).
BM üyesi 193 ülke içinde yer alan 145 devlet siyasal rejimlerine ve 2021 yılı verilerine göre iki ana gruba[2] ayrılıyor: Birinci grupta iki kategori var:
- a) Tam demokrasiler. Bunların sayısı 21;
- b) Kusurlu demokrasiler. Bunların sayısı da 53.
2017’de tek adam rejimi geldikten sonra kusurlu demokrasiler grubundan çıkarıldık.
145 BM üyesi içinde bunlardan arta kalan ikinci büyük güruh da iki kategoriye ayrılıyor;
- a) Sırılsıklam diktatörlük-mutlak Krallık-Taliban Emirliği vb gibi insanlığın utancı rejimler. Bunların sayısı 59.
- b) Bunlara eklemlenen ne idüğü belirsiz, isim verilemediği için “Karma rejim” denen bir düzine (12) gariban ülke.
Muhalefet liderlerinin “ucube sistem” dediği tek adam rejimi Türkiye Cumhuriyeti’ni işte bu bir düzine gariban ülke arasına sokmayı başardı.
14 Mayıs gecesi necip milletimiz T.C.nin ikinci yüzyılını yani çocuklarımızın geleceğini doğrudan belirleyecek bir tercih yapacak. Ya Sudan’ın izinde şeriatın kuytu dehlizlerine, çıkmaz sokaklarına dalacağız ya da Ata’mızın belirlediği aydınlığa yöneleceğiz. Ülkemizde gün ışıyınca dışardan bakanların hiçbir anlam veremediği çok garip işler de çözüme kavuşacak.
AKP’nin başı “Ben Ekonomistim” diyor. Para politikasını “NAS”a bağlıyor. Kısaca dediği şu: “faizi savunanla beraber olamam, faiz ve enflasyonla mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Bu konuda Nas ortadayken sana, bana ne oluyor?”.
Haydaa!!! herkesin bildiğinden habersiz bir cahil konumuna düşmek beni üzdü; bari Nas Suresi’nin mealini bulup öğreneyim dedim. İktidarın medyadaki amiral gemisi SABAH gazetesi yardımcı oldu.[3] Yedi satırlık kısacık bir Sure. “Minelcinneti vennâs” diye biten Arapça aslının[4] yanında Türkçe Anlamını da vermişler Şöyle: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla/De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,/İnsanların hükümdarına,/İnsanların ilahına,/O sinsi vesvesecinin şerrinden./O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar./Gerek cinlerden gerek insanlardan”.
Pek aklım ermedi araştırmaya devamla başka bir çeviri buldum[5]. Şöyle: “”Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım!”. İşin içinden çıkamayınca ünlü üstelik inançlı bir iktisatçı akademisyen dosta danıştım:
-“Hocam, Surenin mealine baktım. NAS ile para politikası ilintisini nasıl kurmalıyız?
-“Boş işlere vaktinizi harcamayın sayın Büyükelçim; ilintisi filan yok;
-“Nasıl yok? Faizleri Reis bu NAS’a göre belirliyor.
-“Reis’e uykusunda ya da hayalinde vahiy gelmiş olmalı.
-“Ama Reis Ekonomist olduğunu söylüyor.
-“Bana da Çiller’e dedikleri gibi “ekonometris” demeğe kalkıyorlar.
-“Çiller hadi neyse de bu sataşma Siz’e değmez ki.
-“Bakın ben size bir sır vereyim Ekonomist Reisin bizlerin “harcıâlem” saydığımız Samuelson’un adını bile duyduğunu sanmıyorum”
DEMOKRASİ ENDEKSİ


NAS SURESİ ARAPÇASI



