Ö Z Ü R D İ L E R İ M

Bir önceki gün (8 Ocak) “Dingo’nun Ahırı” başlıklı bir yazıyı Günce’me koydum. Sonrasında süregiden bir keyifsizlik içindeyim. Yanlış yaptığımı düşünüyorum, ayıp ettiğimi düşünüyorum. Dünyanın en zengin/gelişmiş ülkesi ABD’nin başındaki, para gücüyle kendini seçtirmiş bir yüzsüz/sahtekârın karıştırdığı inanılmaz haltların yarattığı öfke ve tepki sonucu acele ettim. Kaleme aldığım yazıyı hiç bekletmeksizin anında yayınladım.

Dünyada halkın seçtiği, beğenmezse değiştirebildiği siyasetçilerle yönetilen bir avuç ülke var. Geriye kalan devletlerin her birinin başına da seçimli ya da seçimsiz çöken (günün moda deyimiyle) otokratlar var. Doğru kelimeleri kullanalım tiranlar, diktatörler, diktatörcükler, tümü derece derece kirli, düzenbaz, yalancı, zalim aşağılık siyasetçiler taifesi.

Trump’a bu kadar kızıp köpürmemin nedeni ABD’nin özgür denen dünyanın bayraktarı konumu. Özgür(!) dünya diktatör bozuntularının keyfine göre değil belli hukuk normları ve insanlık değerlerine göre yönetilme iddiasında. Son yıllarda açığa çıkan bazı rezilliklere rağmen ABD’de ifade özgürlüğü hala hukukun güvencesi altında görünüyor. Trump mahkemelerde terletiliyor. Demokrasi kavramı çürütüldüğü için ifade özgürlüğü uluslararası sistemde kalan tek değerli ölçüt. Zira, korunuyorsa hukukun da geçerli olduğunun göstergesi.

Birkaç gün önce Financial Times (FT) “demokrasiye en çok zararı kasımdaki seçimlerde Trump’ın başkanlığa dönmesi verir” diye yazdı. Bu bazılarına şaşırtıcı gelebilir çünkü adından belli “sermaye”nin gazetesi. Oysa, bu doğru yargı aslında civarımızdaki buzdağının su üstünde görünen ucu. Asıl tehlike demokrasi gemisinin teknesine su aldıran “değerler yozlaşması”. Gazze soykırımına dolaylı destek veren bunak Biden, Demokratların gerçekte faşizan/ırkçı Trump’tan farklı olmadığı görüntüsünü yarattı. Bu acınası durumu FT “Batı’nın ahlaki otoritesindeki gerileme” sözcükleriyle özetliyor.

Sitemin hedef okurları ZK Anadolu Yıldızlarından özür dileme ihtiyacını bu yüzden duydum. Bu kadar kötü şartlarda benim ironiye sığınıp Trump’a saldırmakla varabileceğim bir liman yok. Altı asırlık imparatorluk, bir asırlık çağdaş toplum yaşamından sonra tüm dünyanın kadim bir devlet saydığı T.C.’de Anayasa değersizleştirilerek fiilen yürürlükten kaldırıldı. Siyaset hukuku askıya alınca devlet artık yok hükmündedir. Bir an önce en yüce ve kutsal kurumumuz T.B.M.M. hukuk düzenini korumak için harekete geçmelidir. Yoksa, kaçınılmaz sonuç kaostur, felakettir.

Önümüzdeki mart ayı sonunda ülkemizde yerel seçimler yapılacak; hukuk güvencesinin olmadığı yerde hiçbir seçimin meşruiyeti de olmaz. Dünyada da toplam 70’ten fazla ülkede seçim var. Ancak bu seçimler FT’ye göre birçok büyük demokraside bağımsız kurumların zayıfladığı ve gençlerin öfkesinin sandığa yöneldiği bir ortamda gerçekleşecek. FT ayrıca “çoğunluğun tiranlığı riski uyarısının anlamlı olduğu ülkelerden biri dünyanın en büyük demokrasisi Hindistan” diyor. Bu laf beni çok rahatsız etti ama Anglo-sakson siyasi terbiyesi almış Hindistan’da bizdeki gibi birkaç alt düzey mahkeme yargıcının ülkenin hukuk hiyerarşisini tahribe cüret etmesi beklenemez.

Kızgınlıkla Trump-Biden ikilisinin ülkesini Dingo’nun ahırı imgesiyle alaya almaya kalkışırken çok önemli bir gerçeği gözden kaçırmışım. Yoksul/zayıf üçüncü dünya uluslarının umudu ilk büyük kurtuluş savaşının Gazi Meclisi bize hiç yakışmayan bu geçici ayıplı durumu muhakkak ki ortadan kaldıracaktır. Ancak bu görev yerine getirilene kadar devletini bizim çok partili demokratik düzene geçtiğimiz 1950 yılında oluşturmuş 74 yaşındaki Hindistan’ın gerisinde kalmak gibi bir mahcubiyet içinde yaşayacağız.

Milli gururumuzu inciten bu koşullarda ironiye kara mizaha yer olabilir mi? Utanan insanın zihninden latife geçebilir mi? Trump’a rüşvet verilmesine ilişkin Kongre raporuna yoğunlaşınca dikkatsizlik ettim. “Mahkemelerin mahkemeleri mahkemeye verdiği Dingo’nun ahırı” aslında bir sosyal medya münasebetsizliği ve hayasızca T.C.’yi hedef alıyor. İş işten geçtikten sonra da olsa dürüst davranıp özür diliyorum çünkü düşmanım tarafından bile böyle anılmak içimi acıtır.