SOMALİ KORSANLARI

25 Kasım’da sitemi yeniden başlatırken 80 yıllık diplomat aksakal birikimiyle şu kahpe dünyanın rezilliklerini ayıklayıp, her birinin bilinmesi gereken özünü tek sayfada gençlere sunmak iddiasındaydım. Somali deyince gel de ayıkla pirincin taşını. İtalyan ve İngilizlerden miras kalan eski bir sömürge ya da “Afrika’nın boynuzu” diyebilirsiniz. Karşıdan haritaya baktığınızda sağ yukarda Afrika’nın boynuzunu göreceksiniz. Ülkenin başat ünü uzun yıllar “boynuz” çevresine dehşet saçan korsanlarından geliyor. Kıtanın en yoksul ve belki de en karışık ülkelerinden biri. Nüfusu bizim beşte birimiz kadar yüzölçümü bizden biraz küçük. Yalnız bizim çok büyük dostumuz.
Cumhurbaşkanı, Hasan Şeyh Mahmud 2013’te Cumhuriyet Bayramımızda Asya ile Avrupa arasında demiryolu ulaşımı sağlayacak “Asrın Projesi” Marmaray’ın açılış törenine katıldı. (Bknz. Özel dostluk resmi). Türkiye böyle yakın dostlarını kollayacak elbette. Resmî Gazete’mizden öğrendik: 5 Kasım 2020 tarihli duyuruya göre IMF’nin bünyesindeki Ağır Borçlu Fakir Ülkeler inisiyatifinin Somali’nin borcunun hafifletilmesi amacıyla başlattığı girişime Türkiye yaklaşık üç buçuk milyon dolarlık hibe desteği verme kararı almış. Ağanın eli tutulmaz bir yıl sonra 2021’de de Reis tek imzayla Somali’ye 30 milyon dolarcık daha hibe ediverdi.
Nazır eskisi (kendime de Sefir eskisi diyorum) Fikri Sağlar THK uçaklarına 4 milyon dolar vermeyip ormanların yanmasını izlerken, Somali’ye neden 30 milyon dolar hibe ettin? gibi münasebetsiz sorular yöneltmiş olsa da kim takar münafık/vatan haini muhalifleri? Hamdossun AKP TBMM grubu görev terettüp ettiğinde topluca parmak kaldırıp itibardan tasarrufa izin vermez. Şimdi de bu kadim dostun oğlu Türkiye’de araba kazası yaptı diye kıyamet koparıyorlar. Fesuphanallah ülkemizde yüzlerce araba kazası artık ahvâl-i âdiyeden sayılıyor hiç sesiniz çıkmıyor. Hukuka saygılı bir ülkeyiz gereği neyse yapılır aceleniz ne?
Somali Korsanları Sanırım Obama’nın Türkiye’yi ziyaret ettiği dönemde, 2010’lar civarı olacak Aden Körfezi’nde gemileri kaçırıyor, soyuyor, fidye istiyorlardı çok başarılıydılar. Balıkçı filolarını, şilepleri hatta petrol tankerlerini bile hedef aldıklarından dünya ticareti için tam bir baş belası olmuşlardı. Somali, 1991 yılından beri iç savaşı yaşıyor. Sünni bir ülke ama çok ilginç 20 küsur sene “komünist” (!) bir diktatörün yönetimi altındaydı. Halkın tahammül sınırı aşılınca da kanlı bir şekilde devrildi ve BM raporlarında kara para trafiğinin yoğun şekilde işlediğini açıklanan Somali o dönem Somali, Somaliland ve Puntland adı altında 3 parçaya bölündü.
Görünüşe aldanmayın gençler komünist/kapitalist yönetim filan laf. Afrika Doğu ile Batı arasında kıyıcı bir talan alanıydı. Nitekim Sovyetler dünyanın enayisi biz değiliz diyerek Siad Barre denen Jandarma generali bir psikopatı hizmetlerine aldılar, mesele budur. Sovyetler zayıflarken herif Batı tarafına kaydı; sülüklerin cinsi fark etmez hepsi bazı farklarla kan emer. Müslüman gruplar arasındaki iç savaş, aileler/kabileler arası savaş, sanayi ve tarımın olmaması, yerle bir edilmiş balıkçılık sektörü, yeraltı ve yerüstü kaynakların kıyasıya talan edilmesi, kadın başına düşen 6.2’lik çocuk sayısı, Batı’nın nükleer atıklar dahil çöplerini bu ülkeye yığması sonucunda biz de yardım etmesek ne yapardı bu zavallı Müslüman ülke?
Konuyu elemle araştırırken birden sevindim, gayretlerimiz karşılıksız kalmamış, Türkiye Uzay Ajansı tarafından açıklanan 10 Yıllık Milli Uzay Programı’na göre 2028 senesine kadar Somali’de bir roket fırlatma sahası inşa edecekmişiz. Somali sürekli savaş içinde olsa da ordumuz roket fırlatma sahamıza haydut/korsan filan sokmaz biliyorum ama hayat pahalılığından karamsarlık yayıldığı için olacak aklıma tatsız bir örnek geldi. Efendim mesele özetle şu:
Emekliliğim öncesinde Ottava’da resmî sefaret davetlerinde istisnasız tüm konuklarımızın özellikle övdüğü yemek, Türk Mutfağının gözdesi pek bilmedikleri mercimek çorbasıydı. Merkezi Kanada’da olan çok uluslu bir gıda şirketinin çalışanı Pakdemirli’yi AKP Tarım Bakanıdır diyerek Türkiye’ye getirdi. Adam 43 ay bu görevde kaldı ve AKP’nin “üretme dışardan al” politikasını taçlandırdı. Bugün hamdossun Kanada’dan mercimek satın alıyoruz. Rum ya da Ermeni kökenli “tarım uzmanı” bir yurttaşımızı bulsalardı vallahi kesin böyle olmazdı. Tarımı batırmak görevine son noktayı koymak içim adam Afrika, Latin Amerika dolaştı, araziler kiraladı, sözde yatırımlar yaptı. Geçen hafta Erdoğan bu projeye son verdiğini açıkladı, dünya kadar paramız çöp oldu TBMM’de dahi ilgilenen var mı? Yok, ama itibarımız sonsuz.
Şimdi uzay filan denince benim aklıma ikide bir lafı edilen kıymetli bor madenlerimiz geldi. Gençler lütfen komplo teorilerine kulak asmayın. Yerli ve milli iktidarımız böyle uzay muzay ayaklarıyla en kıymetli madenlerimizden birini yabancıların yağmalamasına izin vermez, rahat olun.