Son haftalardaki gelişmeleri dikkate alınca DEVA ve İYİ partiyi birlikte değerlendirmek şart oldu. Bir önceki yazıda “altı lider önümüzdeki dönemde AKP’ye özel davetiye çıkarmazlar ise” seçimlerde şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkabilir yani anket şirketlerinin bugünkü verilerine güvenerek projeksiyon yapmak aldatıcı olabilir mealinde sözler ettim. Örneğin DEVA Partisinin anketlerdeki halihazır düşük oy oranının yanıltıcı olduğuna inanıyorum. Bu iddiayı açmak gerek.
AKP’den sıtkı sıyrıldığı halde CHP’ye oy vermeye gönlü razı olmayan, cahil dindar kitleden farklı eğitimli muhafazakarların bir arayış içinde olduklarını düşünüyorum. Tercihlerinin/özlemlerinin İYİ Partiye yönelmesi çaresizlikten. Çoğunluk sağlayıp bir şekilde iktidara gelme şansı olabilecek Doğru Yol veya ANAP benzeri bir seçenek görseler MHP uzantısı İYİ parti yerine doğal olarak ona yöneleceklerdir. Unutulmasın ki Özal dört eğilimi birleştirme iddiasıyla iktidara gelmişti. Demirel bir “Baba” imajını daima korudu ve dincilere popülist tavizler verse de vefatına kadar hoşgörülü ve demokrat bir devlet adamı portresi çizdi.
Şimdi İYİ Partinin içinden çıktığı Bahçeli’nin MHP’sinin bugün geldiği duruma bir bakın. Seçimde ne yaparsa yapsın sandığa gömüleceği hususunda benim en küçük bir tereddüdüm artık yok. Yıllar önce Bahçeli bunun bir örneğini vermiş partisini TBMM dışı bıraktırmıştı. Ancak bu kanaatim kesinlikle Erdoğan’ın da seçim kaybedeceği şeklinde anlaşılmamalı. Özkiraz gibi bazı anketçiler ulu orta böyle öngörülerde bulunup Kılıçdaroğlu’nun CMHB’lığı adaylığını cesaretlendiriyorlar. Oysa algı yönetimi virtüözü Erdoğan bir iki aylık bir yaylı sazlar dinletisi organize edip hepsini açığa düşürebilir.
Durum kısaca şu: Kemal Bey liderliğindeki CHP’nin oy oranının yüzde otuza yaklaşması bile çok zor. Ülkedeki özel şartlar gereği yani hasbelkader başlıca partner durumuna yükselen İYİ Parti “aman MHP’den müdevver ezgilerin akordu bozulmasın” aymazlığıyla kararsız kitlenin beklediği merkez partisi görünümüne uzak. Meral Hanım sürükleyici lider vasıflarına sahip değil. Bu şimdiden belli ama seçim yaklaştıkça daha da iyi anlaşılacak. Şimdilik uyuşuk ya da korkak davranmaz ise muhalefetin Erdoğan karşısındaki oy açığını kapatma şansına en azından teorik düzeyde sahip görünen DEVA partisi.
Babacan eğitimli muhafazakâr seçmenin sıcak bakacağı bir kişilik. Tabiî sessiz, durgun hatta biraz çekingen tavrının değişmesi gerek. Yeri geldiğinde enerjik bir kişiliğe bağlı ölçülü cesaret gösterileri ve hitabet performansı, etkili bir liderliğin ön şartı. Muhafazakâr mahalleden olduğu konusunda tereddüt bulunmasa da şimdilik bir beyaz Türk görüntüsü sergiliyor. Halk beğeniyor görünse de ürkek siyasetçiye oy vermez; Türk insanı yiğitlik arar[1]. AKP liderliği birbiriyle çelişen saçma sapan kararları böyle bir yapmacık/sahte yiğitlik örtüsü altında halka göz göre göre yedirebiliyor.
Tecrübesizlik algısının da değişmesi lazım. Seçime kadar yalnız başına yürüyeceğini ve ittifaklar konusundaki kesin tutumunu hemen seçim öncesinde belirleyeceğini açıklamıştı. Ülke yangın yeri, böyle seçim stratejisi mi olur? Algı yönetimi konusunda da hep savunmada. AKP’nin maaşlı trollerinin kendisine çok haksız ve ağır hakaretler etmesine dayanamadı ve tepki olarak trollerin hünkârına cesaretle “kabile reisi” gibi bir imgeyi yakıştırdı. Zekice bir imge ve algı yönetiminde halka ilginç gelebilir. Ancak yaygın medya karartması içinde kaynadı gitti. Algı yönetiminde hep savunma pozisyonunda kalırsanız olacağı budur.
Babacan’ın pek çok olumlu özelliğinden söz ediliyor. Kısaca ülkeye yararlı bir siyasetçi olması bekleniyor. Ekonomi yönetimi konusunda tecrübeli ve AKP’nin bu alanda başarılı sayıldığı dönemin mimarlarından addediliyor. Dışarıya yansıyan bu görüntüye ekleyip çıkaracağım bir şey yok. Kısacası DEVA partisinin anketlerin yansıttığından çok daha büyük bir potansiyele sahip olduğu kanısındayım. Tabiî bu potansiyeli harekete geçirebilecek mi bilmiyoruz. Babacan yardımcıları konusunda da Meral Hanım gibi talihsiz görünmüyor. TV’de Yeneroğlu’nu dinleyenler bu ifademe hak vereceklerdir.
Muhalefet inandırıcı bir birlik görüntüsü ve iktidara gelebileceği izlenimi yaratırsa (ki, bu da kararsızları inandırmasına bağlı) muhalefet partileri arasında ilk iki sırayı CHP ve DEVA alır, peşlerinden de benzer oranlarla İYİ Parti ve HDP gelir. Tabiî ülkemizin makûs kaderini değiştirmenin hiç tartışmasız, ama’sız fakat’sız bir ön şartı var= seçimi ezici oy farkıyla kazanmak. Bu şart diğer bütün mülahazaların önüne konulmaz ise….. gerisini yazmaya elim varmıyor
Seçim sonuçlarını belirleyecek önemli faktör olarak HDP gösteriliyor. Yüzüncü yıldönümü öncesinde şu yaşamsal önemdeki kavşakta dikkatli, ölçülü ve ılımlı davranıyorlar. Evet, HDP’nin iktidar değişiminde ciddi bir rol oynayabileceği ortada. İYİ Partinin komandoları ayağına takılıp Meral Hanımın tökezlemesine neden olmazlar ise AKP’nin yarattığı perişanlık ve irkilti nedeniyle DEVA’ya gitmekte tereddüt edecek kararsız seçmenler sayesinde oy oranında belki HDP ile yarışabilir. Ancak, doğal olarak sonucu asıl tayin edecek seçmen grubu, sayısı anormal düzeyde yüksek kararsızlardır.
[1] Yiğitlik algısı da mutlaka küfredip, kavga gürültü çıkarmakla, sağa sola hakaretle sağlanmaz.


