Dünyada halen batık Arjantin’le beraber anılmaktayız. Büyük bir felaket yani hiperenflasyon kapımızda. Siyasetçilerimiz her şey normalmiş havasında. TBMM’de en masum isteklerinin bile dikkate alınmayacağını peşinen bildikleri oylamalarda birkaç parmak kaldırıp sözüm ona teşrii gayret sarf ediyor ve böylece Arap ülkelerine yakışan bir demokrasi vodvilinde ikincil rollerini oynuyorlar. Oysa oturuma tam kadro katılıp (hiç değilse çok önemli konularda) oylama başlamadan usul hakkında kısaca söz alarak iktidarı salonda yalnız başına bırakabilir, içe-dışa anlamlı mesajlar verebilirler. Bunu bile yapmıyorlar.
Yoğun medya karartması altındaki halkımız TBMM’de kopan rutin kavga gürültünün farkında bile değil. Aslında muhalefet kendi çalıp, kendi oynuyor ve dışardan bakan herkes sanki gerçekten bir şeyler oluyormuş sanıyor. Şayet Tayyiban Emirliği sürerse T.C. biter. Bu cümleyi yazma durumunda kalmak bana gerçekten acı veriyor ve keşke 85 küsur yıl yaşamasaydım dedirtiyor. Sadece bu Emirliğin günahları sayesinde seçim kazanan bir muhalefetle de ülkemiz bir iki yıl içinde batar. Halkımız güvensizlik duymakta, kararsız kalmakta çok haklı. Enerjilerini mevki-makam paylaşımlarına, “güçlendirilmiş sistem” didişmelerine harcamakta ısrarlı görünüyorlar. 2015 Haziran’ı sonrasında uzaktan da olsa bu ihtimali çağrıştıran bir duruma tanık olmuştuk.
Bugünün sorunu öncelikle ezici bir oy farkını ciddiyetle hedeflemek ve kazanılan seçim sonrasındaki iki yılı şimdiden güvenceye almaya çalışmaktır. Bu yakın geleceği korkmadan, çekinmeden açık seçik planlamazlar ise yandı gülüm keten helva. İki yıl sonrasının uyduruk marketler sorununu ya da hayalî Başbakanlığını bugün dile getirmek İstanbul’un fethinden önce Rum papazların meleklerin cinsiyetini tartışmasından farksızdır.
Ekonomik sıkıntılar nedeniyle insanlarımız iktidara hücum ederken benim mütevazi bir blogun sayfalarında da olsa muhalefeti topa tutmamı bazı dostlarım doğru bulmayabilirler. Nitekim, Halk TV’de her hafta “İki Yorum” programında çok değerli ve gerçekten özgün, etkili sunumlar yapan Levent Gültekin’i bu yüzden bazı izleyicilerin eleştirdiğini biliyorum. Bir bakıma “AKP ile başımız dertte iken hedef şaşırtma” demek istiyorlar. Oysa, günümüz şartlarında bazılarımızın “Kral Çıplak” diye feryat etmesi şart hatta elzem.
Yaklaşık 8-9 hafta önce bu bloğu kurma kararı aldığım sırada daha farklı, iyimser bile denebilecek bir yaklaşım içinde idim. Kırk küsur yıllık mesleki deneyimle hayal kurmanın tehlikelerini bildiğim halde dayanamayıp gelişmelerin projeksiyonunu özlemlerim doğrultusunda kaleme almışım. O günlerde kaydettiğim notlardan anlamlı bir örnek şu:
“Yoğun nefret söylemi, yalan dolan, hırsızlık uğursuzluk, gaddarlık denizinde Sayın Kılıçdaroğlu Türk siyasetinde hiç bulunmayan bir özelliğe sahip: birleştirici bir kişiliği var. Muhalefeti fire vermeden renkli bir cephe halinde nispeten kısa sürecek bir geçiş dönemine taşıyabilirse restorasyon ertesinde tarihimizde iki on yıllık bir siyasal İslamcı iktidarı demokratik yenilgiye uğratmanın baş mimarı olarak yer alacaktır. Kemal Beyin Türk Tarihine böyle bir paye ile geçmenin onurunu iki yıllık bir restorasyon döneminin Başkanlık hevesine feda edeceğini sanmıyorum. Zira, bu hesap sonucu muhalefet seçimlerde ezici bir çoğunluğa ulaşamaz ve Türkiye’nin başı derde girerse bu sonucun vebalini taşıyamaz. Oysa geçiş dönemi sonrası normal demokrasiye, hukuk düzenine geçtiğimizde 1919’dan sonra ilk kez bu yoğunlukta başımıza gelen ve T.C.nin laik varlığını açıkça tehdit ideolojik bağnazlığı yeilgiye uğratmanın ödülünü bu millet kendisinden esirgemez”.
Sonra araya giren sağlık sorunlarımın da yer aldığı uzunca sürede, toplumda yaygın ayrışmaya pabuç bırakmayıp “biz” kavramını öne çıkarmakta olan Kemal Bey aşırı “ben” “ben” vurgularıyla konuşmaya başlayınca “yanılıyorum galiba” dedim ve tedirgin oldum. Belediye Başkanlarını engelleme gerekçesi de pek içime sinmedi. Yetmezmiş gibi İYİ Partinin bazı yöneticileri sanki Bahçeli’den örtülü talimatlar mı alıyorlar dedirtecek absürd çıkışlar yaptı. Bazı eksiklerine rağmen Meral Hanımı eleştirmek istemiyorum. Nedeni sadece kendisiyle ilgili değil. Ülkemizde kadınlar sanki erkeklerden daha cesur daha yurtseverler. İkizdere’de ellerinde çapalarla beşli çete kuvvetlerinin karşısına dikilen köylü kadınlara derin bir saygı duyuyorum. Boğaziçi Üniversitesinde kadın hocaların öne çıktığı yağmur-kış tanımayan barışçı protestolarda büyük çoğunlukla yer aldıklarını gördüğüm genç öğrenci kızlarımızın ön saflardaki resimleri bana umut aşılıyor. Meral Hanım saygın bir sevecenlik taşıyan temiz yüzü ve yiğit tavrıyla zihnimde onlarla bir arada sanki aynı resim içinde. Çevresindeki Bahçeli tavırlı bazı komandoların etkisinden sıyrılıp Merkeze yaklaşmasının belki de olanak dışı olduğunu düşünmek hoşuma gitmiyor.
Yalnız biliyorum ki profesyonel bir diplomat ya da istihbaratçı duygularına, kişisel tercihlerine yol verirse hem yanılır hem de yanıltır. Kemal Bey ve Meral Hanımın yol açtıkları gönül kırıklıkları döneminde beklemediğim bir gelişmeyi gözden kaçırmak olmaz. Ama öncesinde çok önemli bir uyarı. Dirayetsiz bir kaptanın yönetiminde gemi batma tehlikesi içine sokulduysa aklı başında herkes el ele verip onarım/kurtarma işlemlerine katkıda bulunmalıdır. Can pazarında yakın geçmişte kimin ne yaptığının kıymeti harbiyesi yoktur. Batma tehlikesi bertaraf edilene kadar her bireyin o anda ne yaptığına ne dediğine bakılır. Gelecek partisi Başkanı Davutoğlu aslında AKP kökenli politikacıların sanırım en donanımlısı. Stratejik Analiz başlıklı hacimli kitabını okuduğum için böyle söylüyorum. Başlangıçtaki “komşularla sıfır sorun” politikası da doğruydu. Sonra AKP lideriyle Suriye’deki büyük yanlışa nasıl ortak olabildi, benim çözemediğim bir bilmece. Yalnız günümüzde bunun hiçbir önemi yok. Restorasyon döneminde de olmayacak çünkü üst üste aynı yanlışta ısrar etmeyecek kültür ve birikime sahip.
Davutoğlu altı liderin neler yapması gerektiği konusunda kısaca en akılcı önerileri ileri sürdü. Günceli değil geçmişi yaşamaya programlı bazı medya mensupları derhal saldırıya geçtiler. Örnek: Millet İttifakının sözcülüğü O’na mı kalmış, şimdi isim tartışması çıkarmanın âlemi yokmuş filan. Tam tersine bu aksakal gecikmeden benimsenecek örneğin “Demokrasi İttifakı” gibi kapsayıcı yeni bir başlığın muhalefetin önünü açacağı inancında. Millet İttifakı şu ana kadar halkımızı başlıca etkileme aracı olan algı yönetimi pratiğinde ilkokul öğrencisi düzeyinde. Kemal Bey- Meral Hanım ikilisinin lokomotif ve ilk birinci sınıf vagonları oluşturacağı muhalefet treni, bir ihtimal seçimlerde Cumhur’dan biraz fazla oy alsa dahi ezici bir farka ulaşamaz; bu net bir gerçek. Kararsızlar kitlesi üçüncü sınıf tahta köylü vagonları gibi bu katara takılmayı içine sindirmeyecektir zira ne Kemal Bey ne de Meral Hanım insanlara kapsayıcı, sürükleyici siyasi önder güveni veremiyorlar; verebilselerdi kararsız sayısı uzun süre bu kadar yüksek kalır mıydı? Karakolluk olmadan seçim sonucu almayı, ülkeyi aydınlık günlere ulaştırmayı samimiyetle istiyorsanız önce “ben”i geri plana atıp “biz” demeyi bileceksiniz. Şayet duyumlar doğru ise Davutoğlu’nun statü eşitliği, yuvarlak masa vb gibi istekleri de isabetli. Metal yorgunu iktidarın değişmesini isteyenlerin yaygın desteğini, çalışmalarınızı ancak diplomatik bir konferans hazırlığının titizliğiyle yürütürseniz elde edebilirsiniz.
DP lideri için uzaktan uyumlu bir çizgide göründüğü, en azından Meral Hanımın bazı yardımcıları gibi tatsızlık çıkarmadığı söylenebilir. Saadet’ten sonra DP lideri de bir Çiller tuzağına muhatap oldu. Bu tuzağa düşse kendi ayağına ateş etmiş olacaktı. AKP hangi akla hizmet bu denemeyi yaptı. Gerisini getirmeye çalışırlarsa anlayacağız.
Bu satırlar altı “liderin” merakla beklenen toplantıları öncesi kaleme alındı. Riski göze alıp böylece bloğuma koyacağım. Olabilecek yanlışlarımı düzeltme fırsatı verir. Yardımcılar ekibinin restorasyon sonrası dönem için göz alıcı bazı tedbirlerde uzlaşmış olduklarını sanıyorum. Yalnız restorasyon seçimler sonrasında. Asıl hemen ne yapılacağı önemli. Bakalım tribünlere mi oynayacak yoksa lider düzeyinde yardımcı hazırlıklarını bir adım öteye taşıyabilecekleri ümidini veren ciddi bir başlangıç yapabilecekler mi? Ümitvar olmak istiyorum ama kolektif liderlik sorununu çözmek hiç kolay değil.


