2022/01 – Algı Sanatında Casusluk Hikayeleri

AKP Lideri Erdoğan bir algı yönetimi ustası. Sadece taraftarlarını değil muhalifleri de kolayca peşinden sürüklüyor. Son birkaç hafta içinde Türk lirası pul oldu, inanılmaz oranlarda ve hızlılıkta kayıplar yaşandı. Sessiz ve ürkek TÜSİAD bile dayanamadı kibarca uyarmaya çalıştı ama Erdoğan’dan ağır bir azar işitti. Hatta iktidarın mahbubu Hisarcıklıoğlu’nun TOBB’u dahi sıkıntıyla ağzında bir şeyler geveledi. Önceki haftalarda Bahçeli’nin de korkutucu desteğiyle “Her şey güzel, Türkiye cennet, kıskanıyorlar” türküleri çığıran iktidar baktı ki bu oyun havaları artık ahaliyi coşturmuyor Erdoğan’ın algı sanatı virtüözlüğünden yardım aldı.

Gerçekten usta işi üç algı yaratma hamlesine şahit olduk. 1. Çin Modeli; 2. TL mevduata kur farkı takviyesi; 3. Müthiş bir casusluk hikayesi. Bunlardan ilk ikisini sonra incelesek de olur. Ancak, üçüncüsü çok ciddî bir eylem de içerdiği ve şimdiden üzücü bir sonuca yol açtığı (genç bir muhalif siyasetçinin “gözaltı” bahanesiyle hapse atılıp yargı kararı olmadan süresini iktidarın tayin edeceği bir cezaya çarptırılması gibi) için öncelikle analiz edilmeyi hak ediyor.

Meğer televizyonlarda halkın ilgisini çeken DEVA partisinin bilgili, cerbezeli bir mensubu üstelik eski bir asker T.C. aleyhine casusluk yapıyormuş. Bir yurtsever olarak benim çok canım sıkıldı. Casusları izlemekte bilhassa uzmanlaşmış (Papaz Bronson, Türk soylu Alman gazeteci vb. gibi) iktidarımız tabiî suçüstü yaparak yakalamış. Yandaş/yalaka medyada çarşaf çarşaf fotoğraflar, 007 tadı veren anlatımlar. Bunları görünce gerçekten sinirlenip ülkemiz adına üzüldüm. Aklıma ilk gelen şu oldu: genç bir siyasetçi olarak Babacan’ı beğenmem çok yanlışmış. Burnunun dibindeki casusu fark etmeyen tecrübesiz birinden parti lideri mi olur canım? Nitekim casusu da hemen hapse tıkmışlar işte. Artık iddianamesi hazırlanana kadar kaç ay ya da kaç yıl bekleyip görsün Türkiye’de casusluğa kalkışmak neymiş.

Bu ilk heyecanlı tepkiden sonra diplomat eskisi bir aksakal olduğumu hatırlayıp mesleki dürtüyle kendi kendime bazı sorular sormaya başladım. Casus şükür hapse atılmış ama onunla iş birliği yapıp gizli bilgileri satın alan yabancı diplomatlara ne olmuş acaba? Bu sorunun cevabını henüz bulamadım ama yakında en azından sınır dışı edileceklerinden hiç kuşkum (!) yok.

Sonra baktım o iki diplomat İtalyan ve İspanyol’muş. Hoppala, ben önce muhakkak ya Rus ya da Çinlidir demiştim. Oysa hem müttefik hem dost Akdenizli iki ülke söz konusu imiş. Siyasi askeri pek çok şeyi gizliliğe riayet ederek zaten paylaşıyoruz. Örneğin Erdoğan’ın önceki yıl açıkladığı gibi İtalya ile neredeyse S-400 alımına rakip savunma sistemlerinin üstelik ortak üretimine (teknoloji transferi dahil) geçecektik. Arkası gelmedi ama bu proje için mesela Rusların casusluk yapmaları fazlasıyla değerdi.

Neyse bu arada hiç yeri değilken aklıma bazı tuhaflıklar da takıldı. Diyelim ki casusu uzun uzun izledin, yabancı diplomatlarla buluştuğu yerde gizlice tertibat alıp, suçüstü fotoğrafladın. Ne yapardın? Meslekten istihbaratçıya, sakın gazetelere verir miydin diye şaka yollu bile olsa salakça bir soru sormayın. Sizi üzecek çok ters bir cevap alırsınız. Zira sorunuzu ciddiye alırsa kendisini kolayca vatan haini yerine koyabildiğinizi düşünür. Böyle fırsat bedavadan sokağa atılır mı yahu? Gazeteci size çok yüksek bir rüşvet teklif etse bile cesaret edemezsiniz.

Neyse, madem casusun suç mahallini fotoğraflama tertibatı alabilecek kadar ustalıkla belirlediniz ve hiç haberi yok. Peşini bırakmak var mı? Seç beğen al, elli türlü imkân cebinizde demektir. İster inandırıcı görünen sözde gizli bilgileri adama bir şekilde sızdırır yabancıları tehlikeli sulara çekersiniz, ister müsait ise casusa daha fazla para verip çift taraflı çalıştırırsınız. Bunları bilmek için profesyonel MİT’çi ya da diplomat olmak gerekmez; casus romanları okumak yeter.

Meselenin böyle ballı bir fırsatı heba etmekten çok daha vahim bir yönü var. Medyada çıkanları yabancı elçilikler kaçırmaz. Fotoğrafları, hikayeleri öğrenenler boş duracak da değiller, hemen türlü tedbirler alacaklardır. Biliyor musunuz, yabancı istihbarat servislerinin ülkemizdeki benzeri casusluk faaliyetlerini izleyen MİT’i aniden “kör” edersiniz. Ülke yararına bazı birikimler varsa onlar da işlevsiz kalıp heba olur. Halkımızın ruhu duymaz ama bu işlere emek veren MİT uzmanları kahrından hastalanabilir. Ben doğrusu hiç akıl erdiremedim. Bu yazıyı okuyanlardan açıklaması olan varsa lütfen yazsın, meraktan kurtulalım.

DEVA Partisini töhmet altında bırakan bu tutuklama olayı patladığı sırada medyada wikileaks belgeleri ve Stratfor adlı özel istihbarat kuruluşunun ismi geçen bazı bilgiler çıktı. Stratfor Macar asıllı bir Amerikalı (George Friedman)[1] tarafından kurulmuş özel bir istihbarat ajansı; çeşitli kaynaklardan açık/gizli bilgiler derleyip, analizler yaptırıp müşterilerine satıyor. Abonelerine de e-posta yoluyla bültenler gönderiyor. Wikipedia’ya “Stratfor The World’s Leading Geopolitical Intelligence Platform” başlığını yazıp bakabilirsiniz. Ben bu Stratfor’u Dışişlerinde aktif görevde olduğum dönemden biliyorum. Kendiliklerinden bana bir süre bedava bültenler gönderip abone olmamı önerdiler. Doğrusu bültenlerinde yer alan bazı bilgiler çok ilginçti ve abone olmayı düşünmedim değil. Ancak biz Türklere böyle şeyler biraz tuhaf geliyor; öyle kaldı.

Bilindiği gibi Wikileaks yaklaşık on yıl kadar önce ABD’nin diplomatik, istihbari ve askeri gizli belgelerini açıkladı ve kıyamet koptu; çünkü tıpkıbasımı çıkan belgelerin gerçekliği inkâr edilemedi. Bu meyanda el altından Amerikan istihbarat camiasıyla iş birliği yaptığı anlaşılan Stratfor’un gizli belgeleri de faş oldu. İşte bu değindiğim ve benim yeni gördüğüm gizli belgeye göre İbrahim Kalın TR326 kod adıyla Stratfor Kaynağı olarak zikrediliyor. Ücreti mukabili Stratfor’a rapor analiz hazırlayan kaynaklar meyanında.

Haydaaa!!! dediğinizi duyar gibiyim. Benim de anlık ilk tepkim böyle oldu. Metin Gürcan casusluk davasıyla yaptığı çağrışımlar nedeniyle tabiî ki. Yalnız durun, acele etmeyin; ikisi de oldukça karışık görünen işler. Şimdi neler olup bittiğini “uzmanım” diyenlere ya da entel-dantel ulemaya sorarsanız bir araba laf işitir içinden çıkamazsınız. Benim gibi uzmanlık dönemini yaşı gereği arkasında bırakıp aksakallar limanına demir atan köhne teknelerde lafı uzatmak olmaz. Kristal kürenize bakıp gerçeği görür pat diye söylersiniz. Bu olay bal gibi iktidarın muhalefete kurduğu bir kumpas. İlerde yanıldığım ortaya çıksın hemen özür dilerim. Üstelik Batılı bir demokraside açık kaynakların harmanlanması ile yazılmış bir rapor söz konusu ise ne Kalın İbrahim ne de Gürcan Metin benzeri bir olayda suçlu ilan edilmez. Meğerki, yabancıya verilen “gizli” kayıtlı bir belge ele geçirilmiş olsun. Tabii Putin Rusya’sı ya da Kuzey Kore’de yaşıyor iseniz bu söylediklerim boş laftır.


[1] Hay Allah Soros da Macar asıllı