HÜZÜNLÜ BİR YILBAŞININ ARDINDAN – I

Yılbaşı gecesini eşimle evimizde TV seyrederek geçirdik. Gece yarısı ekrandaki gençlerin coşkusuna katılmak içimizden gelmedi. 2023 dünya ve ülkemiz için korkunç bir yıldı. 2024 daha da kötü olabilir. Yeni Yıl için birbirimizi kutlamadık. Bir buçuk yıldır süren Ukrayna savaşında iki taraflı inanılmaz bir insan kırımı yaşanıyor. Bir BE eskisi olarak 2024’te bu facianın devam edeceğini görebiliyorum. Tükenme noktasına kadar durdurmak sırtlanların işine gelmiyor. Gazze’deki soykırım süreci de farklı değil.

Ancak tarihsel süreci kimse tersine çeviremez. Yeter ki “soluk mavi minik noktayı” evrenden silecek kadar ileri gidilmesin. O zaman da zaten mesele kalmaz. Evren akıl almaz büyüklüğü ile acıklı akıbetimize kayıtsız yoluna devam eder. Tüm canlılar içinde sadece insanlara lütfedilen “bilinç” denen kutsal pırıltının Yüce Tanrının insanlığa paha biçilmez bir armağanı olduğunun çok az insanoğlu farkında. Son birkaç asır içinde “bilinç/akıl” ikilisinin ışıltısı sayesinde doğayı etkileme, çevresini değiştirme gücünü çok geliştiren küçük insan grubuna ne yazık ki “siyasetçiler” denen ahmak ayak takımı hükmediyor. (İstisnalar kuralı bozmaz).

Günümüzde moleküler biyolojiyi de yedeğine alan dijital devrim en son yapay zekâ sıçrayışıyla bu ayak takımına yönetemeyeceği cehennemi bir güç sunuyor. O kadar sorumsuz ve akılsızlar ki gezegenimizin sonunu getirecek adımları sırasıyla atacaklardır. Eh, akibet ayan olduğuna göre tam zamanı gelmeden dertlenmek yersiz. Güzel bir yemek siparişiyle kavımdan nadide bir şarap seçerek TV başına oturduk. “Şarkılar Sizi Söyler” programıyla “O Ses Türkiye” yarışması arasında gidip gelmeye başladık.

Sanatçılar bizi inanılmaz güzellikte bir ülke yurttaşı olmanın mutluluğuna taşıdı. Yedi iklimi aynı anda yaşayan, dünyadaki tüm bitkilerin yetişebildiği, olağanüstü insan çeşitliği ve renklerine sahip yurdumuz biricik Anadolu’muz. Folkloruyla, müziğiyle, lezzetli yemekleriyle voleybol sporunda devleri ezen genç kızlarıyla dünyayı şaşırtan Türkiye’miz.

Tarihte askerlik alanında çok başarılı olduğumuz için bizi yalnız savaştan anlayan sert/kaba bir ulus gibi göstermek isteyenler vardır. Oysa, bir diplomatın en yaman silahı Türk mutfak sanatıdır. Ev sahibi ülkenin ileri gelenleri Türk Sefaretinde bir akşam yemeği yedikten sonra tekrar davet edildiklerinde hiç nazlanmaz. Olacak iş mi?

TV’de Doğu Anadolu’nun içe işleyen ezgilerini Berdan Mardini muhteşem seslendirdi. Buziki Orhan ve Göknur Türk-Yunan ortak şarkılarını her iki dilde harika söylediler. Hüsnü Şenlendirici dünyaca ünlü klarnet ustalarını kıskandıracak bir virtüozite ile bizim nağmelerimizi dinletti. Sanatçılarımızı tüm komşu ülkeler dizilerimiz gibi izliyor.

Hayale daldım. Hukuk düzeninin ve yaratıcı beyinlerimizin geri döndüğü, dış sermayenin çağırmadan ülkemize aktığı, hukuk güvencesi altında tam ifade özgürlüğünün geçerli olduğu, yazarlarımızdan sinemacılarımız ve bilim insanlarımıza tüm çalışan/üreten insanlarımızın hummalı bir faaliyet içinde olduğu bölgenin çekim merkezi güzel Türkiye’miz.

Geç olmuş eşim uyumaya yukarı çıkmıştı. TV’de Yüzüncü Yıl “Parla marşı” başladı. Ortaokul çağında bir kız çocukları korosu. Yürekleriyle öylesine uyumlu ve güçlü söylüyorlardı ki. Koroda oğlan yok ama çocuk bunlar fark etmez ki, bizim mazlum evlatlarımız. Saygıyla, gururla, minnetle koltuğumda adeta donmuşum. Kendime geldiğimde gözlerimden yaşlar süzüldüğünü fark ettim.