2022/15 – DOKUZ KÖYDEN KOVULUR MUYUM?

AKP bir algı sanatı illüzyonisti, vallahi pes diyorum. Bizim malumatfuruş aydınlarımız burnumuzun dibindeki tehlikenin telaşına düşmek yerine yeni seçim kanunu teklifinin ıcığını cıcığını irdeliyorlar. Sanki normal bir seçim süreci ülkeyi bekliyor; birkaç yıl öncesine göre muhalefet bir düzine mi, yoksa daha da yüksek sayıda milletvekili kaybedecek bunu derdindeler. Dostlar, koyun can derdinde. Bunun ne zaman farkına varıp AKP’nin gündem önerileriyle zaman ve enerjinizi boşa harcamaktan vaz geçeceksiniz?

Gerçek hayatî, güncel, âcil mesele bir baskın seçim ihtimalini de göz ardı etmeden muhalefetin halka güven verecek, iktidarın el değiştirmesinin hayırlı olacağına inandıracak birlikteliği daha fazla gecikmeden oluşturup oluşturamayacağı. Ülkenin bekası söz konusu ise siyaset ciddiyet eksikliğini, tembelliği, korkaklığı halkın eliyle bir şekilde cezalandırır. Bu şartlarda endişeli ve yoğun Ukrayna çalışmama kısa bir ara verip iç siyasete dönmem gerekiyor. Aksakallığın yüklediği görev ve yetkiyle ayrıca medyaya makale yazmak yerine Blog’uma iç dökmenin sınırsız özgürlüğüyle gerçekleri pat pat sıralayacağım.

Pek çok kişinin canını sıkacak, tepkisini çekebilecek bu tespitlere nasıl ulaştığımı gerçekten merak eden çıkarsa bana yazabilir, dürüst bir aydın olduğu belli ise üşenmem makale formatında kendisine ikili düzeyde bilgi veririm. Yalnız şu günler entel-dantel ayrıntıların önemsenip, tartışılacağı günler değil. Dünya 1914 öncesine biz 1919 yılına geri döndük. Aklımızı başımıza toplamamız lâzım.

İç siyasette yeni veya eski seçim kanunu fark etmez. Süslümanlar suça ve sefahate battılar. Artık “devri sabık yaratmayacağız” diye yazılı mühürlü teminat verseniz kıymeti yok. Kendileri de bu gerçeğin herkesten çok farkındalar. Ellerindeki gücü vermemek için sonuna kadar direnecek, her şeyi deneyecekler. Şimdiden nasılsa kaybedecekler diye aptal aptal sevinmenin alemi yok. Sonra sizi eşekten düşmüş karpuza çevirebilirler. Allah korusun ülkede kan dökülebilir.

Çare: üçte ikisi çekilmez güncel şartlardan mustarip, geri kalan üçte biri de yoksulluk ve korku içindeki çaresiz halkı bir çıkış yolu olduğuna inandırmak. Muhalefetin bu işi başarma şansını aksakal sezgisiyle kısaca tartışmaya açalım. Altı muhalefet partisinin bir araya gelmesi elbette bir umut ve iyimserlik yarattı. Ancak hayatın akışına göre çok geç ve çok eksik.  Kendimizi aldatmaya çalışmayalım. Mevcut siyasetçilerin kalite düzeyiyle işimiz çok zor.

Muhalefetin yumuşak karnı bence İYİ parti. Ben de ümit bağlamak istiyorum ve içimden eleştirmek hiç gelmiyor ama kendisi söyledi Meral Hanım ekonomi bilmiyor. Yanında iyi yetişmiş çok değerli iki emekli diplomat yardımcısı var. Ukrayna konusundaki göz yaşartıcı söyleminin bu meslektaşlarımı da rahatsız etmiş olması gerekir. Başka bir iki meslektaşla tartıştık. Benim gibi ümit arayışıyla kendisine empati ile bakan biri “canım sorumluluk mevkiinde değil ki” diye savunmaya çalıştı. Şimdiden Başbakanlığa adaylığını açıklamış birisi yakıcı bir dış siyaset sorunu söz konusu olduğunda ulu orta konuşamaz. Devlet adamlığı ciddiyeti Süslümanlar tarafından yok edilmiş olsa da lafına dikkat etmeye mecburdur.

İYİ Partideki asıl büyük sorun eski partileri MHP’nin bağnazlığını üzerinden atamamış bazı etkili yöneticiler. Önceden iyimserliğimi muhafaza çabasıyla Meral Hanımın muhalefetin birliğini muhafaza adına bu komando yardımcılarını disiplin altına alma gayretine gireceğini düşündüğüm için bir liderlik sınavı vereceğine inanmak istiyordum. Dürüstlüğünden kuşku duymuyorum ama artık Meral Hanımın önderliğinde İYİ Partinin can çekişen MHP’nin yerini yüzde on küsurluk bir oyla almaktan daha iyi bir şeyler yapabileceğine pek inanmıyorum. Şimdilik altı Partinin birlikteliğine fazla zarar verecek işlere müsaade etmesin yeter.

Gene aksakal sezgisiyle İYİ Partinin yerine kararsız merkez sağ oyları çekme potansiyeline sahip partinin DEVA olduğu inancındayım. Babacan biraz daha cevval davranır ve CHP’yle beraber iktidara yürüdüğü izlenimini halkta giderek yaratırsa orta vadede İYİ Partiyle yer değiştirecektir. Bu öngörümü sadece Babacan’ın insanlarda güven uyandırması ve ekonomi yönetimine hâkim olduğu izlenimi vermesine dayandırmıyorum. Babacan Meral hanımın tersine yardımcı konusunda talihli. Örneğin Yeneroğlu’nu TV’de dinleyen dostlar ve ben keşke tüm sağ politikacılar böyle olsa diyebiliyoruz.

Tabii muhalefetin omurgasını seçmen oylarının dörtte birine sahip görünen CHP oluşturuyor. CHP Türk siyasetindeki üzücü karmaşanın aynası gibi. Çok değerli insanları barındırmak yanında kişisel ikbale her şeyden çok değer veren siyaset esnaf ve işportacılarını da bünyesinde bulunduruyor. Gazi’nin mirasına sadakatle ve içtenlikle bağlı kimselerin yanında faşizan eğilimlerini ulusalcılık maskesi ile perdelemeye çalışanlar da mevcut. Bu biber dozu kaçmış borç çorbasıyla ulusal oy oranı bir türlü yükseltilemiyor zira daha geniş kitlelere güven telkin etmiyorlar. İlkeli ve tutarlı davrandıklarına tüm iyi niyetime rağmen beni bile ikna edemiyorlar ise halkımız onlara nasıl inansın?

Ama CHP’nin asıl derdi aynen İYİ Partinin durumu gibi sürükleyici bir lidere sahip olmaması. Kemal Bey muhakkak ki pek çok olumlu haslete sahip. 2023 sonrası restorasyon dönemi bitip herkesin kabul edebileceği bir protokoler Cumhurbaşkanı arandığında ideal aday olabilirdi. Ancak, Erdoğan’a karşı “yenilen pehlivan güreşe doymaz” misali tam sırası diyerek rövanşı almak hevesinde. Adaylığı yüzünden Cumhura karşı ezici bir oy üstünlüğü sağlanamaz ise Türkiye’nin başına gelebilecek belaları anlaşılan hiç aklına getirmiyor (seçimler az farkla kazanılsa dahi).

AKP’nin seçim kanunu değişikliği teklifinin geri tepebileceği konuşuluyor. Asıl bu değişiklik Kemal Beyi adaylıktan vaz geçmeye mecbur ederse ben çok mutlu olacağım. Zira o zaman muhalefet geniş kabule mazhar olabilecek bir adayı öne sürebilecektir. Kimse “Ekmek için Ekmelettin örneği ne olacak?” filan diye ukalalık etmeye kalkışmasın. O gerçek lider vasıflarına sahip olmayan fazla iyi niyetli Kemal Beyin hem de Bahçeli ile iş birliği yapabilecek kadar aymazlık yüklü bir hatasıydı. Safça sağdan bir aday olursa Erdoğan’ı yenebileceği hayali içindeydi; milletvekillerini bu uğurda tıpış tıpış oy vermeye mecbur etti. Bugün kararı Kemal Bey değil ortak akıl verecek.

Kemal Bey asıl güç sınavı son seçim kanunu çıktığında verecek. Saadet yani bilge kişi Temel Bey yurtseverliğe öncelik tanıdığı için pek sorun çıkarmayacaktır. Kimse darılmasın şimdilik yararlı bir vitrin süsü niteliğindeki DP’nin lideri de ılımlı ve sorumluluk sahibi bir siyasetçi görüntüsü veriyor. Soru işareti Gelecek Partisidir. Eski Başbakan Davutoğlu yüksek egosunu Kemal Beye kabul ettirebilir mi? Kamuoyu önünde siyasi günahlarını affettirecek bir öz eleştiri yapabilir mi? Kolay değil. İYİ Parti ve Gelecek Kemal Beyi zora sokarlarsa ben hiç şaşırmam. Yalnız yeni seçim kanunuyla İYİ partinin komandolarına göz yummak külfetinden kurtulacağı anlaşılan Kemal Bey DEVA, Saadet ve DP ile birlikteliği sağlayabilir ve istekli başka parti ve güçleri de bu demokrasi cephesine katmayı başarırsa, İYİ Parti ve Gelecek Partisinin yan kulvarda koşmaları seçim sonuçlarını etkilemez.

Üç hafta önce BLOG’uma koyduğum “Siyasetçilere Güvensizlik” başlıklı yazıda “Türkiye siyasetindeki en vahim sorunun” bu olduğunu dile getirmiştim. Davutoğlu bilgili ve iyi hatip, dinleyicilerini özellikle de dindarları heyecan yüklü ses tonu ile etkiliyor. Kemal Bey belki ondan da güçlü ve etkili, şahsen neler yapacağını mikrofonsuz sayıp döküyor. Ben de bağırıp çağırmak sonuç verseydi Muharrem İnce şu anda Sarayda olurdu diye düşünüyorum. Gerçek lider eksikliği ve siyasetçi çoğunluğunun kalitesizliği Türkiye’nin talihsizliği. 2023 sonrasında demokrasiyi yeniden kurabilirsek siyasi yaşamı başarısız kasaba avukatları ve kendilerine tüccar süsü veren işportacı taifesinin işgalinden kurtaracak yasal tedbirleri almamız lazım. En önemlisi kimse başka hiçbir iş yapmadığı halde kamudan aldığı maaş ya da ödenekle milyarder olamamalı, olmuşsa da kaynağını mutlaka açıklamalı.

Aksakallık rütbesini aldıktan sonra bile halkımızın geleneği olan hayal kurmaktan insan kendini alamıyor.